Selim Deri Lezyonla

Selim Deri Kitleleri

SELİM DERİ KİTLELERİ
Deriye ait selim deri kitleleri, deri lezyonları veya selim deri tümörleri sık görülür ve genelde önemli bir klinik sonuca yol açmazlar. Başlangıçta bazı lezyonların selim oldukları bilinmediği veya bazı kötü huylu “malign” lezyonların selim lezyonlara benzerlik gösterebileceğinden dolayı bu lezyonların dikkate alınması gerekir. Bazı selim lezyonlar ise başlangıçta gerçekten selimdirler ve bir müddet sonra habis lezyon haline dönebilirler. Bu tür lezyonlar ayrıca “premalign” yani kansere dönüşebilen lezyondur. Bu lezyonlar aşağıda isimleri ile birlikte tarif edilmektedir. Bu nedenlerle selim lezyonlar ihmal edilmemeli, ilk şikayetlerden itibaren kesin tanı konularak tedavi edilmelidirler.
Selim deri lezyonları bir kaç değişik şekilde sınıflanmaktadır. Kolay hatırlanması için burada lezyonlar etyoloji, anatomik olarak orjinini aldığı yapı ve morfolojik özelliklerine göre değişik başlıklar altında sınıflanarak verilecektir.

Selim deri lezyonları :
1- Virüs nedenli deri kitleleri
2- Epidermal tümörler
3- Deri eklerinin tümörleri
4- Derinin Kistik lezyonları
5- Mezodermal veya Yumuşak doku orjinli tümörler
6- Renkli “Pigmente” lezyonlar olarak sınıflandırılabilir.

Tanımlamalarda kullanılan kelimelerin anlamları:
Makül: Düz ve belirgin sınırlı lezyonlar
Papül: Deriden kabarık ve genellikle 0.5 mm den küçük lezyonlar
Plak: Cildden kabarık ancak yüzeyi yüksekliğinden fazla olan lezyonlar
Nodül: Papülden daha büyük ve deriden kabarık lezyonlar
Pigmentli Renkli
Epidermis Derinin üstteki ince tabakası
Dermis Derinin alttaki kalın tabakası
Lezyon Yara, kitle gibi normalden farklı oluşumların genel adı
Premalign Kanser öncesi
Eksizyon Cerrahi olarak çıkarılma
Nevüs Ben

1- VİRÜS NEDENLİ DERİ KİTLELERİ

Verruca Vulgaris: Etkeni human papilloma virus (HPV) olan, kişiler arası doğrudan temas veya otoinokulasyonla bulaşabilen lezyonlardır. En sık eller, parmakların dorsal yüzleri ve periungeal alanda görülürler. Yüzey epitelinden kabaran gri-beyaz renkli, pürtüklü yüzeye sahip 0.1-1cm arasında değişen boyutlara sahip lezyonlardır. Histolojik olarak epidermal hiperplazi (akantoz), keratin tabakasında hiperplazi (hiperkeratoz) ve HPV ye bağlı koilositoz gözlenir. Tedavisinde lezyonun tamamı normal epidermis sınırından kürete edilmelidir. Bunun dışında topikal irritan kullanımı, kriyoterapi ve lazer ablasyonu diğer tedavi seçeneklerini oluşturur.

Kondiloma Akuminatum: Anogenital bölgede HPV etkisi ile oluşan papiller lezyonlara kondiloma akuminatum denir. Genellikle sünnetsiz erkeklerin prepisyum bölgesinde ve perianal bölgede gözlenir. Ülserasyon ve üretral fistül oluşumuna neden olabilir. Bazen verrüköz skuamoz hücreli kansere dönüşebilir. Tedavisi tam cerrahi olarak kitlenin çıkarılmasıdır.

Molluscum Contagiosum: Poxvirus infeksiyonu ile gelişen genellikle 2-5 mm çapında ortası kısmen çukur, açık renkli, hafif kabarık papül şeklinde lezyonlardır. Bir sure sonra 1-2 cm çapa erişebilir ve etrafında enflamatuar bir reaksiyon, hiperkeratoz ve sekonder enfeksiyon gelişebilir. Bu durumda deri kanserine benzetilebilir. Lezyonlar elle bulaştırılarak taşınabilir. Çoğunlukla yüz, gövde, aksilla ve ekstremitelerede görülür. Erişkinlerde genital bölgede görülebilir. Diğer virus lezyonlarının aksine avuç içi ve ayak tabanında görülmez. Karakteristik özelliği zamanla ortasındaki çukurun derinleşmesi ve adeta göbek şeklini almasıdır. Lezyonlar aşırı büyümez ve genellikle 6-9 ayda kendiliğinden kaybolur. Histopatolojik olarak virüsle enfekte epitel hücreleri koyu renkli ve yuvarlaktır. Hafif bir bası ile kolayca dağılır.
Tedavisinde spontan iyileşmesi beklenebilir veya erişkinlerde küretaj , kriyoterapi, elektrokoter veya lazer yapılabilir. Cerrahi eksizyon önerilmez.

2- EPİDERMAL TÜMÖRLER

Keratoakantom: Güneş ışığı gören yerlerde gözlenen selim, kendi kendini sınırlayan; klinik ve histolojik olarak skuamöz hücreli karsinoma benzeyen lezyonlardır. Premalign lezyondur. Eritematöz bir papül olarak başlar ve 2-8 hafta arasında 2 cm veya daha büyük çapa ulaşır. Ortasındaki göbek kısmı keratinöz plak ile doludur. Zamanla santral kısımdaki plak atılır ve yanardağ kraterine benzer görünüm alır. Lezyon genellikle spontan olarak geriler ve skar bırakarak iyileşir. Pilar epitelyumdan kaynaklandığına inanılmaktadır. Lezyon ilk tanı aldığında, küçük iken tamamen eksize edilirse tedavi sağlanmış olur. Deri kanserinden ayrımı biyopsi aracılığıyla sağlanır.

Seboreik Keratoz: Yaşlı insanlarda görülen, pigmentasyonu ve büyüme hızı güneş ışığına maruz kalma ile direkt ilgili olan lezyonlardır. Vücudun santral bölgerinde (göğüs, sırt, boyun, yüz, saçlı deri, proksimal ekstremite kısımları) gözlenirler. Yüzeylerinde aşırı keratin oluşumu (hiperkeratoz) mevcuttur. Bu lezyonlarda malign transformasyon gözlenmez. Tedavide küretaj, cilt yüzeyinden lezyonun traşlanması, lezyon içine sıvı nitrojen verilmesi uygulanan yöntemlerdir.

Aktinik Keratoz: Ciltte en sık gözlenen premalign lezyondur. Senil keratoz veya solar keratoz adı da verilir. Cilt yüzeyine dağılmış eritematöz sınırlara sahip, rengi sarıdan koyu kahverengine kadar olabilen lezyonlardır. Histolojik olarak yoğun bir hiperkeratoz ve keskin sınırlarla çevrelenmiş parakeratoz alanları içerir. Genellikle güneş gören yerlerde oluşur. % 20 kadar hastada skuamoz hücreli karsinoma dönüşüm gözlenir. Tedavisinde eliptik cerrahi eksizyon uygulanabilir. Bunun dışında sıvı nitrojen, yüzeyel küretaj ve elektrokoter kabul edilebilir tedavi yöntemleridir.. Çok geniş lezyonlarda topikal 5 fluorourasil kullanılabilir.

Kutanöz Boynuz: Bu lezyonlarda mutlaka altta yatan başka bir patoloji vardır. Genellikle altta yatan patoloji aktinik keratozdur. Premalign olarak değerlendirilmeyen bu lezyonların % 10’u skuamöz hücreli karsinom ile beraberdir. Nadir olarak bazal hücreli karsinom zemininden çıkar. Ayrıca keratoakantom, sebase adenom ve kaposi sarkomu zemininden de gelişebilir. Tedavi lezyonun 1-2 mmlik sağlam cilt sınırı ile eksizyonu ve alttaki asıl patolojinin tedavisidir.

3- DERİ EKLERİNİN (Ter bezi, yağ bezi, ve kıl kökü) TÜMÖRLERİ

Kıl kökünden (foliküllerinden) gelişen tümörler:
Pilomatrisoma (Malherbe tm) yüz, boyun veya kolda gözlenen soliter tümörlerdir.Morfolojik olarak 0.5 cm çapında dermal nodul şeklindedir. Tedavi cerrahi eksizyondur.
Trikolemma: Yüzde tek bir papül olarak gözlenir. Multipl trikolemalar Cowden sendromunda görülebilir.
Trikoepitelyoma: 2-5 mm çapında kırmızı renkli papüller olarak başlar. Daha sık burun, üst ekstremite ve göz kapağında görülür. Lezyonun çıkartılması tedavisi için yeterlidir.

Sebase Bezlerden gelişen tümörler :

Jadasson sebase nevüsü doğumda mevcut olup zamanla büyüme gösterir. Genç hastalarda düzgün yüzeyli , sarı-kahverengi renkte ve ufak bir alopesi alanı içerirken; pubertede kalınlaşır ve verriköz bir görünüm kazanır. İlerleyen dönemde malignleşme olasılığı mevcuttur. Premalign lezyondur. Puberte öncesi eksizyonu, önerilen tedavi şeklidir.

Sebaseöz adenom angiofibromatöz bir lezyon olup gerçekte adenom değildir. Birden fazla sebaseöz adenomlar ile birlikte multipl keratoakontomların varlığı değişik internal malignitelerle ilişkili olup Torre sendromunun özelliğidir.

Sebase Hiperplazi: Orta yaşlarda ortaya çıkar. Küçük, parlak, beyaz-sarı renkte papül çeklinde yüzde gelişen lezyonlardır.

Rinofima: Akne rozesea’nın glandüler formudur. Gerçekten bir tümör değildir ancak görünümü ve gelişimi diğer deri tümörlerine benzer. Burnun alt yarısını tutan deride sebase bezlerin hipertrofisi ile karakterizedir ve burun bülböz bir görünüm alır. Burun cildinde sebase hiperplazi ile birlikte fibrosis, foliküler tıkaçlar ve ince damarlanma “telenjiektazi” vardır. Akne rozesea kadınlarda 3 kat daha fazla görülmesine rağman, rinofima erkeklerde kadınlara gore 12 kat fazla görülür. Bu zeminden kanser gelişme riskinin % 15-30 oranında olduğu bildirilmiştir ve sıklıkla bazal hücreli kanser gelişir. En uygun tedavi şekli tanjansiyel eksizyondur.

Epidermal Nevüs Epidermal bir lezyon olup yüzeyel elemanların, epidermisin ve deri eki yapılarının büyümesi ile karakterizedir. Deriye ait hamartom olarakta kabul edilir. Doğumda veya erken çocukluk döneminde ortaya çıkar. Açık yada koyu kahverengi papüller şeklindedir. Ayrıca lineer, verrüköz olan şekilleride vardır. Yaygın epidermal nevüsler iskelet sistemi, oküler ve santral sinir sistemi anomalileri ile birlikte sendrom şeklinde olabilir. Bacak ve kolda yerleşimi daha sıktır. Cerrahi eksizyondan başka tedavide lazer, kriyoterapi ve dermabrazyon kullanılabilir.

Ter bezlerinden gelişen tümörler:

Silindroma: (Turban tümörü) Ekrin ter bezlerinden puberte döneminde veya daha sonra gelişir. Tek tek olabildiği gibi çok sayıda birarada olabilir. Sert lastik kıvamında pembe renkte nodüller şeklindedir. Saçlı deride daha sık görülür ve cerrahi eksizyon yapılarak tedavi edilir. Selim bir lezyondur ancak nadir olarak malign değişim bildirilmiştir.

Ekrin Poroma Herhangi bir yaşta ekrin ter bezlerinden ortaya çıkan kırmızı renkte yumuşak ve sıklıkla saplı, ayak ve tabanında görülen lezyonlardır.

Ekrin hidrokistoma multipl vezikuler lezyonlarla karakterizedir. Genellikle yaşlı kadınların yüzünde görülür ve sıcaklık, terleme lezyon için olumsuz faktörlerdir.

Syringoma Ekrin ter bezlerinden gelişir, pubertede ve kadınlarda sıktır. Daha çok yüz, göz kapağı, boyun ve üst toraks duvarında görülen multipl veziküler lezyonlardır. Malign potansiyeli yoktur.

4- DERİNİN KİSTİK LEZYONLARI

Epitelyal Kistler:
Epitelyal kistler pilosebase foliküllerin tıkanması sonucu veya travmatik olarak epidermal hücrelerin dermis içine yer değiştirmesi sonucu oluşur. Cilt yüzeyi yukarı doğru kalkar hemen yanında keratin ile dolu punktum görülebilir. Tedavisi bütün epidermal kalıntıyı alacak şekilde eksizyondur.

Pilar kistler
Saçlı deride görülen saç folikülünün dış kök kılıfından köken alan kistlerdir. Görünümü epidermal kistlerle aynıdır, ayırım histolojik olarak yapılabilir. Tedavisi eksizyondur.

Milia
Genellikle 1-2 mm büyüklüğünde yüzde görülen küçük yüzeyel epidermal keratin kistleridir. Pilosebase foliküllerden geliştiği Kabul edilir. Tedavi lezyonun tepe kısmına yapılacak bir insizyon ile içeriğin çıkartılmasıdır.

Dermoid kist
Genellikle kaşın lateral kısmında veya orta hatta (nasal orta hat) medial kantal bölgede subkutanöz yerleşimli doğumsal lezyonlardır. Embriyolojik birleşme hatlarında bulunur ve kemik dokuya oldukça yakın veya bitişik lezyonlardır. Tedavisi eksizyondur.

5- MEZODERMAL VEYA YUMUŞAK DOKU ORİJİNLİ TÜMÖRLER

Leiomyom Düz kas dokusundan gelişen tümördür. Deride kıl folikülünde bulunan “erektör pili” adalesinin selim bir tümörüdür. Tek tek veya multipl yaygın olarak bulunabilir. Genellikle ağrılı nodüler eritemli kitlelerdir. Cerrahi olarak çıkartılması en uygun tedavi seçeneğidir.

Hemangiom Damarsal yani vasküler doku (veya endotel) proliferasyonu sonucu gelişen lezyonlardır. Doğumda vardır veya doğumdan sonra ilk 2-4 hafta içinde ortaya çıkarlar. Çoğunlukla 2-4 yaşına kadar büyürler ve yine yaklaşık % 50-60’ı kendiliğinden gerileyerek (spontan regresyon göstererek) bu dönemden sonra küçülerek kaybolurlar. Spontan regresyon göstermeyenler mutlaka tedavi edilirler.

Lipom Yağ dokusu veya yağ hücrelerinden gelişir. Her hangi bir yaşta ve vücudun her yerinde görülebilir. Gövde kol ve bacakta daha sıktır. Yumuşak yalancı kapsüllü, etraf dokulara yapışıklık göstermeyen açık renkli sarı, kirli sarı renkte kitlelerdir. Genellikle ağrısız ve yavaş büyüme seyirli kitlelerdir. Çoğunlukla deri altı yağ dokusu içinde yerleşim gösterirler, ancak bazen adale içi gibi değişik yerlere de yerleşirler. Anjiolipom şeklinde olduğunda ağrılı olabilir.

Nörofibrom Schwan hücreleri ve endonöral fibroblastlardan oluşan herhangi bir yaşta ortaya çıkabilen tümörlerdir. Orta sertlikte etraf dokulara sıkı bağları olmayan kitlelerdir. Gövde kol ve bacakta daha sık rastlanır. Birden fazla sayıda olduklarında genellikle Nörofibromatozis adıyla anılır ve kahverengi lekelerle birlikte olduğunda herediter bir hastalık olan Von Recklinghousen sendromu olarak anılır.

Akrokordon (skin tag) : Orta erişkin yaşlarda başlayan papillomatöz lezyonlardır. Boyunda, gövde üst kısım ve koltuk altında gözlenir. Çok sayıda olup, deri ile aynı renktedir. Büyük lezyonlar saplı olabilir. Tedavisi cerrahi yardımıyla yüzeyel çıkartılmasıdır.

Dermatofibrom: Dermatofibrom genellikle ekstremitelerde papül veya nodül şeklinde gözlenen bir lezyondur. Genellikle soliter olma eğilimindedir sadece % 20 hastada birden çok sayıda olabilir. Üstteki cilde tutunan yavaş büyüme eğiliminde olan dermal papül, birkaç mm’den 1-2 cm’ e kadar değişen boyutlarda olabilir. Ortasında çökük bir bölüm bulunur. Bazen lezyon koyu kahverengi renkte olup malin melanom ile karıştırılabilir. Tedavisi cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Dermatofibrosarkoma Protuberans: Vucuda yayılım “Metastaz” yapıp yapmadığı tam olarak bilinmeyen malin fibrohistiositik bir tümördür. Cilt altı yağlı doku, kemik infiltrasyonu yapabilir. Tekrarlama eğiliminde olan lezyonlardır. Hayatın üçüncü on yılında erkeklerde daha sık olarak gözlenir. Genellikle gövde ve üst kol dermis dokusundan kaynaklanır. Cilde fikse plak benzeri noduler bir lezyon olarak başlar. Derindeki dokuların üzerinde serbestçe hareket edebilir. Kahverengi kırmızı arasında değişen bir renge sahiptir. Tedavisi çok geniş ve derin eksizyondur. Hastalar tekrarlama olasılığı nedeniyle takip edilmelidir.

Granuler Hücreli Tümör: Sinir lifinin Schwann kılfından çıktığı düşünülen tam olarak orjini bilinmeyen bir tümördür. 40 – 50 ve 60 lı yaşlarda siyahlarda sıktır. % 50’ si dilden geri kalan % 50’ side baş ve boyundan kaynaklanır. Esas olarak olarak cilt ve cilt altı dokuda yer alır ama daha derin dokularda tutulabilir. % 3 oranında malignite riski vardır. Tedavisi cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

İnfantil Digital Fibromatosis: Toplam lezyonların 1/3’ü doğumda geri kalan kısım hayatın ilk bir yılında öncelikle el ve ayaklarda ortaya çıkar. Fonksiyonel bozukluk ve eklem deformitesine yol açmadığı sürece şikayete neden olmazlar. Cerrahi sonrası % 60 oranında tekrar nüks mevcuttur. Cerrahi olarak çıkartılırken bu olasılığı azaltmak amacıyla geride tümör dokusu bırakmadan bütün olarak çıkartılmalıdır.

6- PİGMENTE LEZYONLAR

A- Nevüsler
Nevüs kelimesi Latincede nokta veya spot anlamına gelir. Hücrelerin selim proliferasyonu olup derinin hamartomu olarakta kabul edilir. Nevüs kelimesi ile genellikle melanositik nevüs ifade edilir. Melanositler nöral tomurcuk hücrelerden gelişirler. Anne karnında gelişme döneminde nöral kökten ayrılan hücreler göç ederek dermo-epidermal birleşimin epidermal tarafına yerleşirler. Bu hücreler melanin pigmenti üreterek derinin rengini verirler ve deriyi ultraviyaole hasarından korurlar.
Melanositik nevüsler 3 gruba ayrılır.
– “Compound nevus”
– “Junctional nevus”
– “Intradermal nevus”

Bundan başka nevüsler ortaya çıkışına göre konjenital veya akiz olarakta sınıflandırılırlar.
Konjenital dev kıllı nevüsler vücudun her yerinde görülmekle birlikte genellikle baş ve kalça bölgesinde ortaya çıkar. Tüm hayat boyunca % 5-20 oranında malign değişiklik gösterme riski taşır. Bu nedenle çıkarılmaları önerilir.

Akiz Melanositik nevüsler tipik olarak hayatın 6-12 inci aylarında ortaya çıkar. Genellikle çapları 5 mm den küçüktür. 40 lı yaşlara doğru sayıları artar ve sonra gerileme göstermeye başlarlar. Sayıları ne kadar fazla ise maligniteye dönüşme riskide o kadar fazladır.

Displastik veya Atipik nevus pubertede ortaya çıkar. Normal nevüslerden daha büyüktür. Düzensiz sınırları ve homojen olmayan pigmentasyonu vardır. Vucudun kapalı bölgelerinde daha sık rastlanırlar. Malign melanoma dönüşme riski oldukça fazladır.

B- Özel Nevüsler

Blue nevus (Mavi nevus) melanositik hücrelerin derin dermal dokuda birikmesi sonucu ortaya çıkar. Derin yerleşimden dolayı mavi, gri veya siyahımsı renktedir. Malign Melanomla karışabilir. Nadirde olsa malignite kazanabilir. Cerrahi eksizyonla çıkarılarak kesin tanısı konarak tedavisi yapılır.

Spitz nevüs bir melanositik nevus olup çoğunlukla çocukluk çağında görülür. Yüz veya alt ekstremitelerde küçük bir pembe nodül şeklinde kendini gösterir. Sınırları belirgin olup normal deriden ayrılan belirgin sınırı vardır. Çeşitli renklerde olup deriden yüksektir. Eskiden “juvenile melanoma” olarak adlandırılırdı. Histolojik olarak atipik hücrelerin pleomorfik yapısı dikkati çeker. Bazen malign Melanomla karıştırılabilir.

Konjenital Melanositik Nevüs Doğumda mevcut nevüslerdir ve boyutları ile orantılı olarak malignite riski taşırlar. Genellikle 9 yaşından önceki dönemde malign değişim riski taşırlar.

Atipik “junctional” melanositik hiperplazi (Malign Lentigo veya Hutchinson lekesi) Malign melanomun öncü lezyonu olarak Kabul edilir. Displastik nevus gibidir ancak daha açık renkte olup sınırları daha düzensizdir. Görüldüğü zaman geniş eksizyonu (etrafındaki 5 mm sağlam doku ile birlikte) önerilir.

Becker Nevüs Genellikle erkeklerin göğüs, sırt ve omuzlarında bulunan kıllı ve hiperpigmente lezyonlardır.

Ota Nevüs Deri, mukoza ve konjonktivalarda maviden gri renge kadar değişen renklerde olan nevüslerdir. Doğumla birlikte görülür ve Trigeminus sinir dağılımının alanında ortaya çıkar.

Ito nevüs Omuz başlarında ve boyunda ortaya çıkan Ota nevüse benzer nevüslerdir.

Mongol Lekesi Konjenital olarak Kalça, kuyruk sokumu, kasık ve genital (sakrokoksigeal) alanda bulunan hiperpigmente renkli lezyonlardır. Genellikle çocuk 3-5 yaşına geldiğinde kendiliğinden ortadan kaybolur.

Spilus Nevüs Düzensiz şekilli, açık kahverengi makül yapısındadır. Lezyonun içinde koyu renkte dağınık makül ve papüller bulunur.

Labial Lentigo Genellikle genç yaşta kadınların dudaklarında gelişen hiperpigmente maküllerdir.

Epidermal Nevüs (Lineer nevus) Aslında epidermal bir lezyon olup gelişimsel anomalilerle birlikte olabilir. Doğumda veya erken çocukluk döneminde ortaya çıkar. Açık ya da koyu kahverengi lineer papüller şeklindedir. Ekstremitelerde yerleşimi daha sıktır.Cerrahi eksizyondan başka tedavide lazer, kriyoterapi ve dermabrazyon kullanılabilir.

İnflamatuar Lineer Verrüköz Epidermal Nevüs: Epidermal nevüse benzer ancak eritemli, kaba ve pullu papüller şeklindedir. Yine epidermal bir lezyon olup doğumda veya erken çocukluk döneminde ortaya çıkar. Kaşıntılı lezyonlardır ve ekstremitelerde daha sık görülür.

PAGE

PAGE 8